Meliha ilk çocuğu Baran dünyaya geldiğinde tarifsiz bir mutluluk yaşamıştı. Tüm yaşamını ona göre dizayn etmeye başladı. Emzirme saati, mama saati, oyun saati, uyku saati ne zaman olmalıydı? Her detay çok önemliydi. Hangi yaşta hangi gıdaları yemeli? Hangi oyuncaklarla oynamalı? Dil öğrenmeye kaç yaşında başlamalı? Her şeyi araştırıyor öğreniyordu. Nerede eğitim almalıydı? Hangi okullar, hangi ekolü benimsiyordu? Daha okul çağı gelmeden önce tüm okulları mercek altına almıştı bile. Çünkü Meliha’nın oğlu çok başarılı ve mutlu bir çocuk olmalıydı.
Peki, oğlu için başka neler yapabilirdi Meliha?
İlk önce yıllardır emek verdiği işinden ayrıldı. Artık annelik heyecanı ile birlikte çocuğunun tüm sorumluluklarını almaya hazırdı. O iyi bir anne olacaktı. Kendi annesi ile yaşadığı problemleri çocuğuna yaşatmayacaktı. Zamanında yaşadığı maddi sıkıntıları onun çocuğu yaşamayacaktı.
Böylelikle oğlu, Meliha’nın hayatının tam ortasına yerleşti.
Baran büyüdükçe hayatında eksiklik nedir bilmeyen bir çocuk olmuştu. Baran’ın istediği şey hemen olmalıydı. Çünkü annesi her şeyi halleder diye düşünüyordu. Hatta arada sırada babası bir şeylere “hayır” dediğinde annesi hemen devreye girerdi. Bazen tatlı sözlerle, bazen kalp kırarak o isteği mutlaka yapardı. Öyle ki evde her şey önce Baran’a soruluyordu. Çocuk olmasına rağmen onun istekleri çok önemliydi. Babası bazen çileden çıkıp Baran’a yüksek sesle çıkıştığında Meliha hemen müdahale ediyordu. “Çocukla güzel konuşmuyorsun ki yapsın” diyerek araya giriyordu. Meliha Hanım sanki Baran’la bir hayat kurmuştu ve eşi bu hayatın sponsoru gibiydi.
Peki, Meliha nereye kadar idare edebilecekti bu durumu?
Baran söz dinlemeyen bir çocuk olmuştu ve Meliha artık zorlanıyordu. Herkes çocuğu çok şımarttığını söylüyordu. Ama Meliha tüm bunlara rağmen söylenenlere kulak asmadı. Bildiği yoldan gitmeye devam etti.
Şimdilik Baran’ın istekleri karşılanabilir seviyedeydi ama sonra ne olacaktı?
Baran gençliğe adım attığında hayal kırıklıkları da başladı Meliha için. Üniversiteyi kazanamayan Baran, tekrar hazırlanmak yerine özel bir üniversiteye gitmek istemişti. Meliha bunca yıl aradan sonra tekrar işe başlamak zorunda kalmıştı. Baran’a ve isteklerine para yetiştirmek için karı koca çalışıyorlar ama yetişemiyorlardı. Ona alınan araba, fazlasıyla talep edilen harçlıklar, ayrı eve çıkmak… Tüm bunlar Baran’ı tatmin etmeye yetmiyor verdikçe fazlasını istiyordu.
Baran nihayet mezun olduğunda Meliha çok mutlu olmuştu ama Baran yine mutlu değildi. Birinin yanında çalışmak, bir firmanın kurallarına uyum sağlamak ona göre değildi. Kendi işinin patronu olmak istiyordu. Yanında çalışanlar işleri halletsin istiyordu. Oysa iş kurmakla ilgili ne deneyimi vardı, ne bilgisi, ne de yatırım için parası… O tüm bunları anne-babasının ona sağlamak zorunda olduğunu düşünüyordu. Çünkü hep öyle olmuştu… Hayatında tekerine taş değmemişti Baran’ın. Hayatın zorluklarından hiç haberdar olmamıştı. Bu yaşına kadar duymadığı tek bir kelime vardı.
“HAYIR”
Halbuki Baran’ın buna ihtiyacı vardı. Evi terk etmesi için, bir kez “hayır” duyması yetmişti … Bu kez isteği reddedilmişti. Meliha oğlu evi terk ettiğinde başını ellerinin arasına alıp düşünmeye başladı.
- Baran’ın evden gitmesi Meliha için dönüm noktası olabilir miydi?
- Onca emek çaba Baran’ın mutlu ve başarılı olmasına neden yetmemişti ?
- Biricik oğlu mutlu olsun diye her şeyi onun önüne serdikçe, o neden daha da mutsuz olmuştu?
- Nerede yanılmıştı?
Her insan bu hayatta mutlu ve başarılı olmak ister.
"Deneyimsel Tasarım Öğretisi" ; insanın amacını amaç edinen bir gerçeklik ilmidir.
Doğru karar alabilmek, doğru seçimler yapabilmek için insanı açık bir bilince yönlendirir. Problemlerin gerçek çözümlerine yönelik stratejiler verir.
"Kim Kimdir" ile başlayan, "İlişkilerde Ustalık" ve "Başarı Psikolojisi" ile devam eden programları; insanların kendi dünlerine göre daha mutlu ve daha başarılı olmalarına katkı sağlar.
"İnsanoğlu, yeryüzünde var olduğundan beri, en büyük dostu ve düşmanı hiç değişmedi.
Aynadaki kişi...
Tek başına neler yapabileceğini keşfet!"
Yahya Hamurcu
İnsanoğlu aldıkça azan bir canlı. Verene karşı nankörleşirken, hayata karşı da maalesef marifetsiz ve güçsüz kalıyor. Ne güzel bir yazı, ellerinize sağlık
YanıtlaSilÇocuklarımızın ayağına taş değmesin diye pamuklara sarıp büyütürken, butun dünya etraflarında dönüyor gibi hissettirdiğimizde ne onlara ne kendimize hiç iyilik yapmıyoruz aslında. Çok güzel değinilmiş teşekkürler...
YanıtlaSilGerçekten günümüz anne babaları ancak bu kadar net anlatılabilirdi… kusursuz olmaya çalışırken zıttımda çok kusurlu evlatlar yetiştirdik çok iyi niyetlerle…
YanıtlaSilBoşuna dememişler "hayır"'da hayır vardır diye... Mutlaka hem Baran için hem Meliha için bir dönüm noktası, bir hayra vesile olacak olan o "HAYIR"...
YanıtlaSilBen yaşayamadım, imkanlarım yoktu diyerek çocuklarını büyüten ailelerin durumu ancak bu kadar iyi anlatılabilirdi, tebrikler 👏🏻
YanıtlaSilÇok doğru bir yere parmak bastınız emeğinize sağlık👌
YanıtlaSilPrens prenses gibi büyütülen çocuklar hayata atıldığında büyük hayal kırıklığı yaşıyor malesef
YanıtlaSilSüperdi
YanıtlaSilÇocuklarımızı hayatın merkezine koyduğumuzda, o an pürüz çıkmasın diye istedikleri her şeye evet dediğimizde, yapması gereken işleri hallediverdiğimizde kıymet bilmeyen, sorunlu ve marifetsiz bireylere dönüşüyorlar..
YanıtlaSilEllerinize sağlık, teşekkürler..
Çocuklarımızı hayatın merkezine koyduğumuzda, o an pürüz çıkmasın diye istedikleri her şeye evet dediğimizde, yapması gereken işleri hallediverdiğimizde kıymet bilmeyen, sorunlu ve marifetsiz bireylere dönüşüyorlar..
YanıtlaSilEllerinize sağlık, teşekkürler..
Malesef günümüzde çoğu annelerin evlatlarına kıyamayıp her sorumluluğu üstlenmenin, her istediğini anında almanın,yani rahatlık tuzağında yetiştirmenin verdiği zarar..çok güzel bir paylaşım olmuş.kaleminize sağlık
YanıtlaSilDerya D.
YanıtlaSilÇocuklarımızı hayatımızın merkezine yerleştirip, her türlü isteklerini, bazen kıyamayıp bazen de o anda pürüz olmasın, ağlamasın diye yaptığımızda maalesef kıymet bilmeyen, marifetsiz ve güçsüz çocuklar yetiştiriyoruz..
YanıtlaSilEllerinize sağlık, teşekkürler..
Gözümüzden sakınmaya çalıştığımız çocukların aslında bizlerin değil.. Bizlere sadece emanet olduğunu anlayasabilsek keşke.. Geç olmadan hem de.. Elinize sağlık çocuk büyütme yolunda bize yol gösteren güzel bir yazı
YanıtlaSilYazınız çok güzel olmuş. Çocuklarımınızın yolunu çizmeye çalışmak yerine onlar kendi yollarında yürürken ihtiyaç duyduklarında onlara destek olabilmeyi bir başarabilsek.
YanıtlaSilÇok güzel bir yazıydı 👌🏻
YanıtlaSilÇok güzel bir yazıydı.Malesef günümüzdeki bütün ailelerin evlatlarıyla yaşadığı sorunlar .İnşallah biz aileler kendimizi geliştirerek daha sağlıklı daha mutlu nesiller yetiştireceğiz.
YanıtlaSilÇok güzel bir yazıydi.Butun ailelerin cocuklari ile yaşadığı sorunlar.Biz anne ve babalar kendimizi geliştirerek daha mutlu ve daha başarılı cocuk yetiştireceğiz inşallah
YanıtlaSilGözleri görmeyene AĞMA
SilGörüp görmezden gelene KÖR
Gördüğünü inkar edene NANKÖR denirmiş hayatımızın merkezindeki insanlardan nankörlük görmek insana en büyük yarayı açıyor bunun sebebinin biz olduğumuzun farkına varmakta yaramızın tuzu oluyor…
Mücadele etmeden büyütülen hayatlar gerçekten ziyan oluyor... Nerde imkansızlıklar ya da çabalar sonucu büyüyen bir çocuk görsem ekseriyetle başarı görüyorum hayatında.Hoş makam mevki sahibi dahi olmasa kıymet bilen biri olur diye düşünüyorum. Mutluluğun kıymetini anlar .Mutluluğu zor elde etmez en önemlisi .Çok hissiyatlı bir yazıydı teşekkürler
YanıtlaSilMücadele etmeden büyütülen hayatlar gerçekten ziyan oluyor... Nerde imkansızlıklar ya da çabalar sonucu büyüyen bir çocuk görsem ekseriyetle başarı görüyorum hayatında.Hoş makam mevki sahibi dahi olmasa kıymet bilen biri olur diye düşünüyorum. Mutluluğun kıymetini anlar .Mutluluğu zor elde etmez en önemlisi .Çok hissiyatlı bir yazıydı teşekkürler
YanıtlaSilMental açıdan daha çok bu tarz yazılara ihtiyacımız var, sinirlendiğimiz kadar kendi hayatımızda olan olaylara yer veren gerçekçi bir anlatım olmuş. Çoğu insanın karşılaşabileceği bir durum olduğu için anne veya baba adaylarımıza örnek olabilecek bir şey. (Baranı da sağlam bir dayak kurtarır artık :D)
YanıtlaSilHayat boyu nerelerde yanıldık, nerelerde yanlış yaptık.... Daha erken transfer edip, öğrenmek niyetimiz. :)
YanıtlaSilElinize emeğinize sağlık. Çok güzel aktarılmış, Anne çocuk ilişkisi problemleri bu yazınızda
YanıtlaSilPrens ve prensler gibi büyütüldügünde ..Dış dünyaya çıktıklarında beklentileri, anne babanın onlara yüklediği anlam ile karşılık bulmuyor. O zaman anlıyor insan ben farklı degilmisiiiimm... Gerçekten yetiştirmek insana yapılacak en güzel yatırım..
YanıtlaSilElinize sağlık 🤲💌
Büyütmek değil yetiştirmek mesele çok güzel kaleme alınmış.
YanıtlaSilaslında çocuğun her istediğini almak ve yapmak en sevdiğine yapılan en büyük kötülük...
Herşeye evet denilmeyerekte güzel bir çocuk yetiştirilebilir. Hayatın gerçeklerini görmeye fırsat vermeyen ebeveynler malesef her zaman aynı problemlerle karşılaşıyorlar..
YanıtlaSilInsan verdikçe karşısındaki aynı şekilde verecek zannediyor ama ben verdikce o en kotu bana davraniyor
YanıtlaSilHerkes kiymetli onun gozunde bi ben kıymetsiz oluyorum. Bu kisi insanim cocugu bile olsa...
Insan iyi olacak zannederken en sevdigine en buyuk kötülüğü kendi yapiyor aslinda ama farkinda bile degil
YanıtlaSilElinize sağlık çok güzel bir yazı olmuş.
YanıtlaSilBiz sevdiğimiz insanların her istediğini yaparsak bizi daha çok sevecek sanırız. Ama halbuki sınırlarımız olmayanın ayrıcalık hakkı olmaz👏
Keşke, jest ve tavizleri ayırt edebilsek...
YanıtlaSilIyi insan yetiştirmek için bu bilgiler şart
YanıtlaSilYalnızlık zor ama herseye rağmen tekrar ayakta kalabilmekte güzel o kadar güzel içten anlatmissinizki yüreğinize sağlık
YanıtlaSilİnsan yetiştirmek en önemli şey.
YanıtlaSil